Geçmişten beri öğrencilerin dile getirdiği eğitim sisteminin sorunları günümüzde çok daha fazla kendini göstermekte ve iyice can sıkıcı bir hal almaktadır. Bir yandan liselere hazırlanan gençler için getirilmiş olan SBS sınav sistemi diğer yandan üniversitelere hazırlanan gençler için ikili sınav sistemi…
Peki, bu sınav sistemleri her sene neden değişiyor? Aslında yanıt oldukça açık. Her öğrenciden sınav başı ücret alınıyor ve bu sırada bizlerin yaptığı masraflar birilerinin cebine oluk oluk iniyor.
Öğrenciler bu sınav sistemiyle bir yarış içerisine sürükleniyor ve bencilleştiriliyorlar. Böylece kapitalistler istedikleri insan modelinin de temellerini atmış oluyorlar. Bireysel kurtuluş umuduyla gençlerin ömürlerinin en güzel yılları bir maratonda geçiyor.
İlkokul çocuklarına hep şu söylenir: “İyi bir liseye git gerisi gelir.” Sonrasında ise ÖSS zamanı gelir ve şu söylenir: “4 yıllık bir fakülte kazan, eşeği bağlasan mezun olur.” Bu mantıkla yetişen öğrenciler üniversiteden mezunu olduktan sonra ise bu sefer işe girme sıkıntısı çekmeye başlıyorlar. Kimi bitirdiği bölümle alâkası olmayan işlerde asgari ücrete çalışıyor, kimisi onu dahi bulamıyor ve psikolojik bunalımlara giriyor. Bunlar en bilindik sonuçlar, bunların haricinde binlerce farklı sorunla karşılaşılabiliyor.
Yani arkadaşlar, kapitalistlerin çizdiği kısır döngüyü özetlersek, bebeklikten 25 yaşına kadar güzel hayallerle avutuluyor ve sonrasında hayal kırıklığı ile birlikte çoğumuz asgari ücrete mahkûm ediliyoruz. Ardından da robot gibi ölümü beklemeye itiliyoruz.
Kapitalist asalakların insana verdiği değer ortada. Biz genç işçiler ve işçi çocukları olarak her şeyi fazlasıyla hak ediyoruz. Her şeyi hak ediyoruz ama bu kendiliğinden olmayacak; yapmamız gereken, mücadeleye katılmaktır.