Duymadık Demeyin! İşsizlik Oranı %11,3’müş!
İkitelli’den bir metal işçisiGazetelerde, dünya genelinde oranı gittikçe artan işsizlik ve buna bağlı olarak açlık ve yoksullukla ilgili yazıları her gün okur hale geldim. Gazetelerde bir yandan dünyanın en zengin kişileri haber yapılırken, diğer yandan biz işçi-emekçilerin bu kapitalist sömürü sisteminden kaynaklı olan işsizliğimizden, yoksulluğumuzdan ve açlığımızdan söz ediliyor alay edercesine.
Deri İşçilerinin Sorunları
Her sabah büyük bir telâşla uyanıyor ve kaçıp kurtulamadığımız bir yığın zorunlulukla etrafımızın sarılı olduğu bir dünyada güne başlıyoruz.
Özelleştirme Sorunu ve Sendikaların Milliyetçi Tutumu
Türk-İş geçen ay özelleştirme raporu yayınladı. Raporda, 1989-2006 yılları arasında yapılan özelleştirmelerin sonuçları ele alınıyor. Özelleştirme idaresinin verileri doğrultusunda hazırlanan rapora göre, özelleştirmeler sonrasında binlerce işçi işten atılmış, işini kaybetmeyip çalışanların büyük çoğunluğu ise güvencesiz çalışmaya mahkûm edilmiştir.
SSGSS, o da ne?
Gebze’den bir metal işçisiAKP hükümeti 2005’ten itibaren sosyal kazanımlara dönük saldırılarına hız verdi. Bu bağlamda çıkarılmak istenilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasası seçim zaferinin ardından tekrar gündeme alındı.
4-B’liler
Ankara’dan bir büro işçisiHükümetin işçi sınıfını bölme politikaları sonucunda “4-B” statüsünde çalışan sağlık emekçileri, “kadrolu iş, güvenceli gelecek” sloganıyla 13 Ocak Cumartesi günü SES’in düzenlediği miting için Ankara Kurtuluş parkında bir araya geldiler. 4-B’li işçiler buradan sloganlar atarak Sağlık Bakanlığı önüne yürüdüler.
Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Yürüyüşü
Sosyal Güvenlik Yasasının iptali için 15 Ocakta Kadıköy’den Ankara’ya yürüyüş başlatan emek örgütleri Gebze’ye de uğradılar. Ankara yürüyüşü, DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin öncülüğünde, “Herkese Sağlıklı ve Güvenli Gelecek” sloganıyla düzenleniyor.
Avrupa’da Sendikal Mücadele Hareketleniyor
Nazım Yıldırım2007 yılının son ayları Avrupa genelinde yaygın grevlere sahne oldu. Burjuvazinin işçi sınıfının bazı sosyal kazanımlarını hâlâ tam olarak elinden alamadığı ve bu nedenle de ısrarla her fırsatta reform adı altında saldırı paketlerini gündeme getirdiği Kıta Avrupa’sındaki pek çok ülkede, çalışma koşullarındaki sorunlar ve düşük ücretler gibi sebeplerle gerçekleştirilen grevlere milyonlarca işçi katıldı.
Tuzla Deri İşçilerinin Sorunları
Suphi KorayÇok uzun yıllar boyunca Kazlıçeşme’de faaliyet gösteren tabakhanelerin 90’lı yıllarda Tuzla’ya taşınmasıyla birlikte deri işçilerinin çoğunluğu da Tuzla’ya göç etti ve Tuzla’nın çehresi oldukça değişti. Bugün Tuzla bölgesinde deri ve tersane işçilerinin yanı sıra yan sanayi dallarında faaliyet gösteren fabrikalarda çalışan işçi aileleri de oturuyor.
İşsizlik, yoksulluk ve serbest piyasacı "özgür" dünya
Gebze’den bir kadın işçiKapitalizm koşulları altında, üretim araçlarına vurulan özel mülkiyet kelepçesi ile bolluğun ve insanca yaşamın gerçekleşmesini beklemek hayalden öteye gitmez. Buna dur demekse bilinçli ve örgütlü bir mücadeleyle mümkün olabilir ancak.
İşsiz İşçiler
Elif Çağlıİster doğrudan işsizler kapsamında yer alsın isterse emekli statüsünde olsun, işgücü satıcılarının iş bulamayanları ve artık çalışamaz duruma düşenleri de işçi sınıfına dahildir. Ayrıca işçiler yalnızca kendi varlıklarını değil, yeni kuşaklarıyla birlikte ücretli işgücü kitlelerini de üretmek durumundadırlar.
Geçici İşçilik Sorununda Saldırının Yeni Adı: “657 4-B”
Aslı CerenSon günlerde kamuoyunda geçici işçilerin kadroya geçirilmesi ile ilgili tartışmalar oldukça yoğunlaştı. Haziran ayında hükümetin gündemine giren geçici işçilerin kadroya geçirilmesi meselesi, son birkaç haftadır geçici işçilerin bir kısmının “657 4-B”ye tâbi kılınmasının planlandığının ortaya çıkmasıyla farklı bir boyut kazandı.
Sendikal Mücadeleye Militan Yaklaşım
Tuncay Alpİşçi sınıfının devrimci potansiyeline bilimsel bir temelde inanç beslemeye devam eden bizler açısından, sınıf hareketinin ve bu hareketin sendikal boyutunun taşıdığı sorunların temelinde, aslında sınıfın devrimci siyasal örgütlülüğünün bulunmayışı yatmaktadır. Bu sorunun üstünden atlayan hiçbir arayış, bugün sınıfın sendikal düzeydeki sorunlarına da uygulanabilir bir çözüm önerisi sunamayacaktır. Öte yandan, sorunun bu şekilde konulması, hiç şüphesiz sınıf hareketinin, "o gün" gelene kadar ertelenmesi anlamına gelmiyor. Tersine. Böylesi bir devrimci önderliğin yaratılması, sınıf hareketinin dışında hiçbir zeminden beslenemez. Dolayısıyla devrimci sınıf bilinciyle donanmış işçilerin, bulundukları işyerlerinde ve sendikal örgütlülüklerde, sınıf mücadelesini bizzat taban inisiyatifini geliştirerek örgütlemek, sendikal örgütlülüklere sahip çıkmak ve güçlendirmek için militan bir sınıf sendikacılığı perspektifiyle donanmış olmaları gerekiyor.
Kapitalizmde Sosyal Güvenlik
Levent ToprakSSCB ve sözde sosyalist blokun çöküşüyle birlikte kapitalizmin ideologları başka birçok şeyin yanı sıra kapitalizmin yeni bir canlanma evresine girdiğini propaganda etmeye başladılar. 90’lı yıllardaki görece ekonomik toparlanma da buna önemli bir kanıt olarak sunuldu. Oysa 70’lerin sonları ve 80’lerin başlarından itibaren ve özellikle de söz konusu görece toparlanmanın yaşandığı 90’lar da dahil olmak üzere (hatta özellikle bu 90’larda), günümüze kadar gelen dönemde gördüğümüz görüntüler, insanlığa yeni ümitler ve heyecanlar veren, canlılık saçan bir sistemin görüntülerine hiç benzemiyordu.
Sendikalılık Oranları Düşmeye Devam Ediyor
Aslı CerenTüm bu olumsuz gelişmeler işçi sınıfını moral olarak olumsuz etkilemektedir. İşçi sınıfının politik bilinç ve örgütlülükten yoksun olduğu koşullarda, işçi sınıfının onca yoğun sömürüye rağmen üzerindeki ölü toprağını atamaması anlaşılabilir bir durumdur. Oysa tarih gericilik dönemlerinin ebediyen devam etmediğini sayısız örneklerle göstermiştir. Latin Amerika'daki yükseliş ve Avrupa'daki kıpırdanışlar da bunun kanıtıdır.
Sendikal Yasaklar Savaşarak Aşılır
İlkay MeriçAvrupa Birliği uyum süreciyle birlikte çeşitli yasal düzenlemelere girişmek zorunda kalan Türkiye burjuvazisi, bu kapsamda 2821 ve 2822 sayılı sendikal yasaları da gözden geçirmeye ve yeni yasa taslakları hazırlamaya başladı. İşçi sınıfının militan sendikal örgütlülüğünü engellemeye, onu devlet güdümlü sendikalara mahkûm etmeye, grev yapmasını bin bir prosedürle olanaksız kılmaya çalışan, örgütlülüğün önüne devasa barajlar diken bu gerici sendika yasaları yaklaşık 23 yıldır yürürlükteler. Ve bugün Avrupa Birliği’ne gelin gitme telâşı içindeki Türkiye burjuvazisi, annesinin tepe tepe eskitip ona miras bıraktığı bu “çeyizleri”, deliklerini, yırtıklarını biraz oyayla, boncukla kapatıp çeyiz sandığına koymak istiyor.
