1 Mayıs’ta dünyanın dört bir yanında milyonlarca işçi pankartlarını ve flamalarını alarak meydanlara aktı, sömürüsüz bir dünya talebini haykırdı. Birbirini tanımayan, farklı renklere, dillere, kültürlere, inançlara sahip milyonlarca işçinin yüzlerce ülkeden, aynı duygu ve heyecanla meydanlara akması, aynı talepleri haykırması şaşırtıcı değil mi?
İşçi sınıfı gece gündüz demeden çalışıyor, didiniyor, üretiyor. Ama bunca çalışmanın, bunca üretmenin işçiler açısından karşılığı yok! Haklarımızın gasp edilmesine ve savaş yıkımına sessiz mi kalacağız? Tüm sınıf kardeşlerimize sesleniyoruz: Hak gasplarına, haksızlığa, zulme ve savaşa karşı birleşelim ve 1 Mayıs’ta alanlarda yerimizi alalım!
Geçim sıkıntısı, işçi-emekçi halkın boğazını sıkmaya devam ediyor. Yoksulluk ilmeğine her geçen gün yeni düğümler atılıyor. Oysa işçi-emekçi halk hiç durmaksızın çalışıyor. Peki, karşılığı ne oluyor? Dön dolaş, çalış didin fayda etmiyor. Gece gündüz demeden çalışmamıza rağmen, hayatımızda iyiye doğru bir gidiş yok. Neden, niçin böyle?
AKP hükümetinin, Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında hayata geçirdiği uygulamalar, yoksulların belini daha da büküyor. Yeşil Kartı kaldıran AKP hükümeti, Genel Sağlık Sigortası adını verdiği bu uygulamaların halkın yararına olduğu ve herkese sağlık hizmeti götüreceği yalanını propaganda ediyor.
(21.05.2012) Davutpaşa’da, OSTİM’de, Van Bayram Otel’de, BEDAŞ’ta, Esenyurt’ta, Sultanbeyli’de, Marmaray’da, Bursa’da, Erzurum’da ve daha nice iş cinayetlerinde yaşamlarını yitiren işçilerin aileleri, Taksim tramvay durağında “1 Saatlik Vicdan Nöbeti” eylemi yaptılar. Aileler, ellerinde dövizler ve yitirdikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıdılar.
Alanda ve dönüş yolunda örgütlenmenizin, birlik ve beraberliğinizin 1 Mayıs’ın ruhuna yakışır şekilde olması, Taksim-Şişli yürüyüşü sırasındaki sloganlar, türküler ve aynı zamanda tek yürek olmuş olunması benim gibi birçok kişinin dikkatini çekti. Sizinle beraber yürüdüm ve sosyal medyada paylaşmak üzere fotoğraflarınızı çektim.
1 Mayıs uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü tüm işçi sınıfına kutlu olsun. Biz UİD-DER’li işçiler olarak aylar öncesinden çalışmalarımıza başladık. Bu seneki taleplerimizin başında “Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın!” talebi geliyordu. 1 Mayıs öncesinde stantlar kurarak işçilere bildiriler dağıttık ve sohbetler ettik.
1 Mayıs günü idi. Sabahın erken saatlerinde uyandım o gün. Öylesine heyecanlıydım ki, ben kendimi hiç böyle kıpır kıpır hissetmemiştim daha önce. Uzun uzun satırlar yazıp diğer mektuplara haksızlık etmek istemem. Belki herkes kendi örgütünden gurur duyar ama ben fazla mütevazı olamayacağım bu konuda.
Yine aynı yer, yine aynı coşku, yine aynı heyecan ama bu seferki daha faklı. Çünkü o yolu UİD-DER’le yürüdüm. 2010 1 Mayıs’ında gece vardiyasında çıkıp 1 Mayıs’a katılmıştım. Tek başıma katılıyordum. Şişhane’den Taksim’e doğru yürüyen, coşkuyla taleplerini haykıran kortejleri izleyerek kenardan usul usul meydana doğru yürümüştüm.
Ben tekstil sektöründe çalışan bir işçiyim. Benim 1 Mayıs’a ilk katılışımdı bu sene. UİD-DER’in ne kadar samimi olduğunu, birlik ve beraberlik içinde olduğunu gördüm. Ne kadar güçlü olduğunu ilk tanıştığımda fark etmiştim ama bu kadarını beklemiyordum açıkçası. UİD-DER’li arkadaşlarımın bunda çok büyük bir payı var.
Günler öncesinden hazırlıklarımızı yapmaya başlamıştık. İşçileri ve emekçileri elimizdeki bültenle ve bildirilerle 1 Mayıs’ta alanlarda buluşmaya çağırıyorduk. Tüm hazırlıkları yaparken beklenen gün geldi çattı. Çabalarımızın boş bir uğraş olduğunu söyleyenlere inat biz tüm coşkumuz ve kararlığımızla umudu, kavgayı büyüterek alanlardaydık.
Bu 1 Mayıs da geçen sene olduğu gibi çok güzel ve çok kalabalık geçti. Önceleri kavga çıkar diye hiç gitmedim, içimde hep korkular vardı. Ben UİD-DER’i ve UİD-DER’li işçileri tanıyalı iki sene oldu ve iyi ki tanımışım. 1 Mayıslar UİD-DER’le bana daha yakın, daha korkusuz…
Yeni bir sabaha açmıştım gözlerimi, o gün 1 Mayıs günüydü ve her zamanki gibi içimde mutlulukla gittim. Bu mutluluğu ve güveni bana UİD-DER veriyordu. 3 senedir katılıyorum 1 Mayıs’a ve her defasında da o alanda olmaktan gurur duyuyorum. UİD-DER’le disiplinli ve örgütlü bir şekilde yürümek beni çok mutlu ediyor.
(20.05.2012) Son günlerde bir grup Türk işçi ve emek aktivisti “İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son” başlıklı bir kampanya başlattı ve binlerce imza toplayarak ve İran’daki emek aktivistleri üzerindeki baskıları teşhir ederek İran işçi sınıfıyla sınıf dayanışmalarını takdire şayan bir şekilde gösterdiler.
(20.05.2012) Ağıtlar bu kez Mersin’den yükseldi ve gözyaşlarına karıştı. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde İmar-İnşaat A.Ş.’de çalışan belediye işçileri iş kazası geçirdi bu kez de. Mersin’in yayla kesiminde yol sıkıştırma ve asfalt çalışması için silindirle birlikte çalışan belediye işçileri feci bir kaza yaşadılar.
Hergün bu sayfadan faaliyetlerinizi takip eden, uzun mesai saalerinde ve düşük ücretle çalışmak zorunda bırakılmış bir kargo emekçisiyim. Bizim sesimize kulak verse verse UİD-DER verir, hislerimize en iyi o tercüman olur inancıyla bu mektubu yazdım.
Öncelikle yürekten selamlıyorum derneğimizi ve işçi kardeşlerimi. Benim yazdıklarım genelde “nasıl anlatsam” telaşıyla başlıyor. En iyisi çok düşünmeden olduğu gibi anlatmak. Bugün bir hasta muayenesine tanık oldum. Hastaya serum takıldı. Ateşi ölçüldü. Çeşitli iğneler yapıldı. “Ne var bunda, gayet normal” dediğinizi duyar gibiyim...
Fabrikalarda iş kazaları her geçen gün artıyor. Nedeni de patronların kâr düşkünlüğünden dolayı iş kazalarına karşı yeterli derecede önlem almamalarıdır. Patronlar daha fazla kâr etmek için biz işçileri en insanlık dışı koşullarda çalıştırıyorlar. Biz işçileri insan olarak değil bir alet, makinenin bir parçası gibi görüyorlar.
Fabrikanın hiçbir bölümünde forkliftin geçiş yolu belirlenmiş değil. Sürekli ölümle burun buruna çalışıyoruz. Zaten fabrikamızda çalışan işçilerin çoğu daha çocuk yaşlarda! Patronlar düşük ücret verip fazla çalıştırmak için gencecik çocukların hayatını karartıyorlar. Çok ağır şartlarda ve günlük 9,5 saat çalışıyoruz.
(19.05.2012) 13 Mayısta çeşitli temsilciliklerimizde, Türkiye’den ve dünyadan 1 Mayıs görüntüleri eşliğinde bir etkinlik düzenledik. Sefaköy temsilciliğimizde gerçekleştirdiğimiz etkinliğe İranlı sosyalist mülteci işçi kardeşlerimizi de davet ettik. Etkinliğimize gelen İranlı sınıf kardeşlerimizle Bir söyleşi gerçekleştirdik.
(19.05.2012) Mersin’de Şişecam Kimyasallar Grubu’na bağlı Soda Sanayi ve Kromsan fabrikalarında ve tuz işletmelerinde 18 Mayısta grev başladı. 17 Ocakta başlayan ve 5 ay süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinden bir sonuç alınamaması üzerine, Petrol-İş’in örgütlü olduğu bu fabrikalarda 528 işçi greve çıktı.
Bizler 421 gündür direnen Kampana Deri işçileriyiz. Mücadelemiz onuruyla devam etmektedir. Patron her ne kadar bizleri işe almamakta diretse de, bizler geleceğimiz için, haklarımız için mücadelemize devam ediyoruz, edeceğiz. Bizler gibi kötü koşullarda çalışan TOGO işçileri de köleliğe dur diyerek örgütlendiler.
1 Mayıs geride kaldı. UİD-DER korteji, disiplini ve coşkusuyla işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününde alandaki yerini almıştı. 13 Mayıs Pazar günü, UİD-DER Gebze temsilciliğinde düzenlediğimiz bir etkinlikle birçok fabrikadan işçi arkadaşlarımızla 1 Mayıs coşkusunu yeniden yaşadık.
(15.05.2012) İş kazaları ve işçi ölümleri durmak bilmiyor. Nisan ayında 100’e yakın ailenin daha ocağına ateş düştü. Gelecek günlerde daha iyi bir yaşam süreceğini hayal eden işçiler, patronların kârı uğruna 5’er 10’ar bu dünyadan göçüp gidiyorlar. AKP hükümeti ve patronlar ise, “kader” diyerek sorumluluklarını üzerlerinden atıyorlar.
(18.05.2012) Mersin Limanı’nda çalışan Liman-İş üyesi işçiler, bir gün süreyle iş durdurdu. 15 Mayısta vinç operatörlerinin öncülüğünde başlayan eyleme, diğer işçiler de destek vererek tüm limanı durdurdular. 18 maddeden oluşan taleplerinin MIP tarafından kabul görmemesi üzerine Liman-İş üyesi işçiler, üretimden gelen güçlerini kullandılar.
Kortejimiz bu sene daha da kalabalıklaşmış. Elbette coşkusu da bir o kadar artmış. İşte tam da bu coşku üzerine Ankara temsilciliği olarak, İstanbul’da Taksim’e gidemeyen veya gidip de o coşkuyu tekrar yaşamak isteyen işçi arkadaşlarımız için İstanbul 1 Mayıs’ının görüntülerini izlediğimiz, üzerine sohbet ettiğimiz bir etkinlik düzenledik.
Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İmar İnşaat’ta çalışan Genel-İş üyesi bir işçi, Şahinoğlu A.Ş’de çalışan işçi arkadaşlarının uğradığı haksızlığı biz UİD-DER’li işçilere anlattı. Genel-İş üyesi Şahinoğlu işçileri, 3 aydır alamadıkları ücretleri için işyeri önünde oturma eylemi gerçekleştirdiler.
13 Mayıs Pazar günü Sarıgazi temsilciliğimizde, Taksim 1 Mayıs kutlamalarından derlenen görüntüleri izledik. Görüntüleri izlerken, 1 Mayıs’ta yaşadığımız coşkuyu ve heyecanı yeniden hissettik. Aramızda o gün çalıştığı için 1 Mayıs alanına gelemeyen işçi arkadaşlarımız da vardı
"Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın" sloganında somutlanan bir kampanya ile yoğun bir şekilde 1 Mayıs çalışmalarımızı yürüttük. UİD-DER’li işçiler olarak coşkulu, disiplinli bir 1 Mayıs’ı daha geride bıraktık. 1 Mayıs’ a gelen ve gelemeyen işçi arkadaşlarımızla 13 Mayısta bir etkinlik gerçekleştirdik.
(17.05.2012) 16 Mayısta BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, UİD-DER Başkanı Bayram Yılmaz ve derneğimizin temsilcileriyle Meclis’te bir basın toplantısı düzenledi. “Kıdem Tazminatımızı Gasp Ettirmeyeceğiz!” sloganıyla yürüttüğümüz kampanyada toplanan 62 bini aşkın imza, Meclis Dilekçe Komisyonu’na teslim edildi.