UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Ekonomik Kriz İlaç Bekleyen Hastaları da Vuruyor!

19.08.2018, Mersin’den bir işçi

ekonomik-kriz-ilac.jpg

Son günlerde Türk Lirasının iyice değer kaybetmesiyle beraber sağlık hizmetleri ve ilaçlar da bundan nasibini alıyor. 6 ay önce Sağlık Bakanlığı ile ilaç firmaları arasında yapılan anlaşmaya göre avro 2,69 lirada sabitlenmişti. Ancak ekonomideki kötüye gidiş nedeniyle avro 6-7 liraları aşınca ilaç firmaları bazı ilaçları piyasaya kısıtlı vermeye veyahut vermemeye başladı. Bu durum pek çok ilacın hastalara ulaşmasını engelliyor.

Seninleyken Şarjım Bitmiyor

19.08.2018, Yeşilkent’ten bir ev kadını

1-mayis-gebze_20150501_MRK35992.jpg

Ben iki çocuklu bir ev kadınıyım. UİD-DER’in çeşitli etkinliklerine çocuklarımla birlikte katılıyorum. Kızım “anne sinemaya ne zaman gideceğiz?” diyor. Etkinliklerde sinevizyon görüntülerini izlediğinde sinema sanıyor. “Sizi sinemaya götüreceğim” deyince çok seviniyorlar. Bizler insanız, çevremizde olumsuz şeyler, sorunlar yaşanıyor.

Yaz Tatilinde El Ele Veren Çocukların Düşündürdükleri

17.08.2018, Gebze’den bir metal işçisi

cocuklar-tatil.jpg

Demiri eriten, çeliğe su veren, üreterek hayatı şekillendiren elleri nasırlı işçiler, yani bizler, gece gündüz demeden çalışıyoruz. Sağlığımızı hiçe sayarak birer robot gibi didinip duruyoruz. Biz çalıştıkça sermaye sınıfının zenginliğine zenginlik katıyoruz. Bu yoğun çalışma temposunun sonunda bir nebze dinlenebileceğimiz uzun bir yıllık izni hak ediyoruz. Ama kısacık izinlerimizde çoğumuz bedenimizi dinlendireceğimize, köylerde babamıza, dedemize yardım ediyoruz. Kimimiz bahçede fındık topluyor, kimimiz tarlada ekin biçiyor… İzin bittiğinde, yorgun ve bezgin bir şekilde yeniden fabrikalara yani yoğun iş temposuna geri dönüyoruz.

Sinop’u Daha Az Kişi Ölsün Diye Seçmişler!

17.08.2018, Esenyurt’tan bir emekçi

nukleer.jpg

Sinop’un CHP’li Belediye Başkanı Baki Ergül, bölgeye kurulacak nükleer santralle ilgili bir gazeteciye verdiği röportajında gazetecinin “Nükleer Santral için neden Sinop seçildi?” sorusuna “Türkiye’de kilometrekareye 90 kişi düşerken, Sinop’ta bu oran 30’dur. Eğer nükleer santralde bir patlama yaşanırsa daha az insan ölsün düşüncesiyle Sinop seçildi” cevabını verdi.

“Yakıyor, Yakıyor, Dolarları Yakıyor!”

16.08.2018, İzmir’den bir UİD-DER’li

urfali-patron-dolar-yakiyor-082018.jpg

Metroya bindim. Dışarısı çok sıcak, metronun içi serin mi serin. Etrafıma bakındım. Ayakta boynu göğsüne inmiş, başını telefondan kaldırmayan gençler var. Günün yorgunluğu, havanın sıcaklığından olacak çoğunluk şekerleme yapıyor. Uyanık olanlarsa, birkaç kitap okuyanın dışında, aralarında sohbet ediyorlar.

Yaşamak İçin mi Çalışıyoruz, Çalışmak İçin mi Yaşıyoruz?

16.08.2018, Sancaktepe’den bir işçi

calisan-isci.jpg

Çalışmak yani üretmek şüphesiz yaşamın önemli bir parçası. Çünkü insan ihtiyaçlarını ancak üreterek karşılar. İnsan üretmeseydi, sadece doğanın verdikleriyle yetinseydi bugünkü olanaklara sahip olamazdı. Demek ki yaşamak için çalışmamız, üretmemiz gerekiyor. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki yaşamak için gerekli olan çalışma araç olmaktan çıkmış adeta yaşama amacımız haline gelmiş. Yani çalışmak için yaşar olmuşuz.

Fotoğrafların Dili

15.08.2018, Gebze’den bir metal işçisi

multeciler

Işık yardımı ile cam, kâğıt gibi cisimlerin üzerine iz bırakılması anlamına gelen fotoğraf, 200 yıla yakın bir zamandır hayatımızda. Dijital teknolojinin gelişmesiyle birlikte, fotoğrafın kullanılması hızlı bir biçimde yaygınlaştı. Fotoğraflar artık her alanda kullanılıyor. Kimi fotoğraflar, insanın bebeklikten başlayıp, ölüme kadar geçen sürede yakalanan an’larını gösterir.

Biri “Özgürsünüz’’ mü Dedi?

15.08.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

calisan-isciler-pres-sb.jpg

Köleliğin hüküm sürdüğü eski dönemlerde köleler karın tokluğuna çalışır, efendilerinin bin türlü zulmüne maruz kalırlarmış. Dönemin en büyük uygarlıklarından biri olan Roma’da efendiler lüks ve şaşaa içinde yaşar, saraylar, tapınaklar inşa ettirirken kölelerini ölesiye çalıştırmaktan, zincire vurmaktan geri durmazlarmış.

Ellerinizden Başka Her Şey Yalan Söylüyorsa

14.08.2018, Esenyurt’tan bir metal işçisi

ruyada-calisma.jpg

İşyerinde çalışırken bir işçi arkadaş “bugün rüyamda sabaha kadar çalıştım valla, işe yorgun geldim, hiçbir yerim tutmuyor” dedi yarı tebessümle. Ben de “o kadar parayı ne yapacaksın zaten akşam onda paydos ettin” dedim. Arkadaş da “rüyada çalışıp yoruluyoruz ama para almıyoruz ki, keşke onu da fazla mesaiye yazsalar” dedi. Ben de “hiç düşündün mü neden rüyamızda bile çalışıyoruz, neden daha güzel şeyler görmüyoruz rüyamızda bari?” diye sordum.

“O Kadar da Uçmayın”

14.08.2018, Pendik’ten bir kadın işçi

emekci-kadinlar-mucadelede-onde_20140501_278.jpg

Geçtiğimiz günlerde, işyerinde, toplu iş sözleşmesi maddelerinin konuşulduğu bir toplantı düzenlendi. Toplantıda sendika başkanı işçilere, patrondan neler talep edebiliriz, neler edemeyiz, bunları anlatıyordu. Ve biz işçilerin de fikrini soruyordu. Bir arkadaşımız “ikramiyelerimiz bölünmesin, biz aldığımız paradan bir şey anlamıyoruz” dedi.

“Ama Olmaz ki!”

11.08.2018, İstanbul’dan bir işçi

hayir_2017-03-01_212806.jpg

Hayallerimizin sınırının günlük yaşamımızın ötesine geçtiği nadirdir. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorunda kaldıkça kurduğumuz hayaller de yorganımızın boyunu geçmez oldu. Dünyamızın yüzölçümü 510 milyon km², dile kolay! Görmediğimiz nice yollar, gürül gürül akan çağlayanlar, göklere erişen dağlar, engin deryalar, adını bile duymadığımız şehirler var.

Yusuf’un Hayallerini Çalan Kimdi?

11.08.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

mehmet-siddik-baybarz-is-cinayeti-30072018.jpg

Yer sofrası kurulmuştu. Yusuf ve kardeşi Ayşem biraz kömürleşmiş ıspanak böreklerine öylece bakıyorlardı. Anaları çocuklarına bakarak şöyle diyordu: “Yanmamış yerlerini yiyin yavrularım, daha iyi bir fırınımız olunca söz ne ıspanaklı börekler yaparım size. Hatta kıymalı yaparız paramız olursa he yavrularım.” Fırın davul fırındı ve bir hayli eski olması hasebiyle istenen sonucu vermemişti.

Nasrettin Hoca Dolmuşa Binerse

11.08.2018, Esenyurt’tan bir işçi

nasreddin-hoca-mektup.jpg

Geçenlerde dolmuşa binmiştim. Bizim buraların dolmuşları özellikle bazı saatlerde çok dolu olur ve ayakta on kişi varsa şoföre göre araç boş gidiyordur. Özellikle havaların aşırı ısınmasıyla birlikte sıkışıklık, ter kokusu, iş stresi ve günün yorgunluğu derken iyice çekilmez hale geliyor. Neyse, ayakta gidiyorum, tam önümde bir genç var. Başka bir genç dolmuşa bindi, kendine bir yer açtı, ücretini gönderdi ve öğrenci olduğunu bildirdi.

Bak, Gör, Algıla ve Mücadele Et!

10.08.2018, GOSB’dan metal işçisi bir kadın

birleşen işçiler yenilmezler

Bakış açısı ya da daha geniş kapsamıyla perspektif; bir konuyu, olayı ya da düşünceyi belli bir noktadan hareketle inceleme, olaya belli bir yönden bakma, bir nevi görüş açısı demektir. Peki, bu noktadan hareketle, bakmak, görmek ve algılamak aynı şeylerdir diyebilir miyiz? Bu sorunun cevabını birlikte bulalım. Misal içinde yaşadığımız dünya adlı gezegen, acaba bütün canlılar için aynı şeyi mi ifade ediyor?

Üniversite Çok İş Yok!

10.08.2018, Mersin’den bir öğrenci

issiz-universite-mezunu.jpg

Bu sene de yaklaşık 2,5 milyon genç üniversite sınavında ter döktü. Sınava giren öğrenci sayısının bu denli artmasının nedeni, mezun olur olmaz bir işe girmek, kendi ayakları üzerinde durabilmek. Ama bunun için de iyi bir bölüm ve “prestiji yüksek” bir üniversiteye girmek şart. Böylesi bölümlerin kazanılması ise oldukça zor. Biz işçi çocuklarının kalemi olsa silgisi olmuyor, kitabı olsa özel ders verecek öğretmeni olmuyor.

Bu Zalim Sisteme Karşı Mücadele Etmeliyiz

10.08.2018, Mersin’den bir öğrenci

atom-bombasi.jpg

Tarih 6 Ağustos 1945. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte atıldı Hiroşima’ya ilk bomba. Yakıp kavurmuştu her tarafı. Ve aradan üç gün geçtikten sonra ikinci bomba… Binlerce insan bir anda hiç yoklarmış gibi suspus olmuştu. İki yüz yirmi bin insanın ölümüne ve on binlerce insanın sakat kalmasına neden olan bir felaketti bu.

Askıda Ekmek!

09.08.2018, Hadımköy’den bir işçi

askida-ekmek.jpg

Her sabah uyandığımızda yeni zamlarla karşılaşıyoruz. Zamlar yağmur gibi yağıyor işçi, emekçi yoksulların üzerine. Gıdadan giyim eşyalarına, beyaz eşyadan enerji kaynaklarına, iğneden ipliğe her şeye zam gelirken ücretlere nedense zam gelmiyor. Reel ücretler yapılan zamlar karşısında erirken çalışanların alım gücü her gün biraz daha düşüyor. Açlığa, yoksulluğa itilen insan sayısı her gün daha da artıyor.

Yükselen Doların Faturasını Kim Ödüyor?

08.08.2018, Aydınlı’dan bir kadın işçi

asgari-ucret-eriyor.jpg

Gün geçmiyor ki zam haberiyle uyanmayalım. Elimizin değdiği her şey zamlanıyor, cebimize girmeden ücretlerimiz eriyip gidiyor. Ekonomi ne zaman dar boğaza düşse faturasını biz işçilere, emekçilere kesiyorlar. İşyerlerinde maaşlarımız yerinde sayıyor, ücretlerimiz ödenmiyor, geciktiriliyor ama zamlar hiç durmuyor. Tabi bu aralar hepimizin gündemine yerleşen doların yükselişi bu zamlardan bağımsız değil.

UİD-DER’li Mücadele Arkadaşım, Şahitlik İşini Sormuşsun…

08.08.2018, İzmir’den bir işçi

is-mahkemesi.jpg

Sütlüce’den kadın işçi kardeşimiz, mektubun elimize ulaştı, UİD-DER aracılığıyla. Binlerce UİD-DER’li gibi ben de mektubunu okudum. Gerek UİD-DER sitesinde, gerekse İşçi Dayanışması gazetesinde çıkan her yazı, her okur mektubu gibi hepimiz için çok kıymetli, çok değerli. Her zerresinde ortak, kolektif emeğimiz var. Tırnaklarla betonu delip toprağa ulaşmak misali koca bir emek yani…

Yavrum Senin Kalbinde Sorun Var!

08.08.2018, Kıraç’tan bir kadın işçi

kalp-sagligi.jpg

Merhaba arkadaşlar. Yeni bir işe başladım. Yeni başladığımız için bizleri bir sağlık taramasından geçirdiler. Görüşmeye aldıklarında her birimize bir liste verdiler ve “bunları yaptırın” gelin dediler. Biz de hepsini yaptırdık ve işyeri hekimine götürdük. Doktor dosyalarıma baktı, inceledi, “senin kalbinde sorun var yavrum, daha gençsin, git önlemini al” dedi.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this