Çağdaş Çorap İşçileri Artık Yeter Demeli!

Çağdaş Çorap’tan bir grup işçi

Kardeşler, yıllardır kanun gibi belletilmiş hem yasadışı hem insanlık dışı uygulamalara son vermeliyiz. Daha ne kadar dayanacağız? Çoğumuzun gözünü ilk açtığı işyeridir Çağdaş Çorap. Farklı yerlerde çalışmamış olmamız, haklarımızı öğrenme fırsatı bulamamız nedeniyle bu kötü koşulların normal olduğu yalanını bize yutturuyorlar.

Asgari ücrete ağır koşullarda çalıştığımız yetmiyormuş gibi bir de fazla mesai ücretlerimize utanmadan el koyuyorlar. Resmi tatillerde yüzde yüz oranında fazla mesai ücreti almamız gerekirken hiçbir fark ödenmiyor, hatta o gün unutturuluyor. Her ay muhakkak keyiflerine göre hepimizden para kesiyorlar. İşyerine rapor getirdiğimiz halde o günün ücreti ödenmiyor. Her gün yarım saat bedavadan çalışıyoruz. Arkadaşlar biz neden her gün yarım saat bedavaya çalışıyoruz? Hiç düşündük mü? Ayda yaklaşık 12 saat yapıyor. Ayrıca sabah vardiyasında 10 dakika, gece vardiyasında 15 dakika, yani aya vurduğumuzda 10 saat yapıyor. Bu da demek oluyor ki, bizim üç günlük paramıza açıkça el koyuyorlar, gasp ediyorlar. Yani patron kârına kâr katıyor. Yeni yeni robotlar alıyor, farklı yerlere yatırım yapıyor.

Her ay bizden yemek, çay, şeker parası kesiyorlar. Karşılığında ne yemeğimiz, ne çayımız, ne de şekerimiz var. Gece vardiyalarında neden yemek verilmiyor? Gece çay molası ve çay neden verilmiyor? Neden çoğu bölümde gündüz çayımızı kendi cebimizden içmek zorundayız? Arkadaşlar, yemekhane olduğu halde biz niye yerde pisliğin içinde yemek yiyoruz diye hiç düşündük mü? Bu durum bizim hiç mi zorumuza gitmiyor? Arkadaşlar yasaya göre patron ya yemeğimizi verir ya da yemek paramızı vermek zorundadır. Bizim sesimiz çıkmadığı için yemeğimizi vermiyor. Hem yemeğimiz yok hem de evden kendi getirdiklerimizi yerde pisliğin içinde yiyoruz. Üç kuruş para alıyoruz ve bunun yarısını yemeğimize harcıyoruz. Birçoğumuz, çoluğumuzu çocuğumuzu bırakıp işe ekmek parası için geliyoruz. Çocuklarımıza harcayacak ya da mutfak ihtiyacımızı karşılayacak parayı gelip burada patrona yemek parası diye veriyoruz, üstelik karşılığında hiçbir şey almadan, üstelik yemeği patronun ücretsiz sağlaması bir yasal zorunluluk iken.

Biz bu rezil koşulları hak etmiyoruz arkadaşlar. Hepimiz ne kadar kötü koşullarda çalıştığımızı biliyoruz. Şefler kadınlara ağza alınmayacak küfürler ediyorlar. Bölüm müdürü elini kolunu sallayarak kadınların soyunma odalarına girebiliyor. Bu cesareti nerden alıyorlar arkadaşlar? Bizim sesimiz çıkmıyor da ondan böyle pervasız davranıyorlar. Tuvaletlerimizi görüyorsunuz, pislik içinde, hastalık kapacağız hepimiz. Her gün üzerimiz aranıyor giriş ve çıkışlarda. Telefonlarımıza el konuluyor, güvenlikte bırakıyoruz, ailemizden birine bir şey olsa haberimiz olmuyor ancak vardiya bitiminde haberimiz oluyor. Bu insanlık dışı bir uygulama değil de nedir arkadaşlar, söyler misiniz? Biz işyerinde miyiz yoksa cezaevinde miyiz?

Servislerimiz ağzına kadar dolu, üst üste gidip geliyoruz, bu niye böyle demeye korkuyoruz. Şimdi soruyoruz size, buna göz yummak onursuzluk değil midir? Hangi vicdanla bunca şeye gözümüzü kulağımızı kapatıp çalışıyoruz? Akşama kadar insanlara hakaret ediyorlar, eve götürdüğümüz ekmeğimize küfür ediyorlar. Korkunun ecele faydası var mı? Yok, arkadaşlar korkunun ecele faydası yok. Tüm bölümlerde sorunlarımız ortak, hiçbirimizin diğerinden bir farkı yok. Korkarak bir yere varamayız, gasp edilen haklarımız için birlikte hareket etmek ve bunları patrondan istemek zorundayız. Yapılan baskılara son vermeliyiz.

5 Eylül 2010